Cehaletlerini Türkçe sandılar
Arabçayı, Farsçayı İngilizceye, Fıransızcaya(Fransızcaya) bandılar
Türkçe sözcükleri bile yabancı sözcük sandılar
'Türkçe biliyoruz' deyip aldandılar,
Edebiyat başka şeydir, dil başka şeydir
Bu nedenle ülkelerin dil kurumularının(kurumlarının)
Edebiyatçılardan değil dil konusunda felsefecilerden
Ve dil konusunda bilimcilerden oluşması gerekir,
İnsanlar bir dili konuşabiliyorlar, yazabiliyorlar, anlayabiliyorlar diye
O dili biliyorlar demek değildir
Çünkü bir dili bilmek demek 'Dil mantığı, dil felsefesi, dil bilimi
Ve dil geometrisi bilmek'i gerektirir oysa okullarda 'Dil' diye bunlar değil
'Özne, yüklem, tümleç' gibi şeyler öğretilmekte
Türkçe konuşanlar, yazanlar, anlayanlar da bunları yapabiliyorlar diye
Türkçe biliyorlar demek değildir
Bilselerdi zaten 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçeyi terk edelim' gibi şeyler
Söylemezlerdi
Üstelik Türkçe hem evrensel, hem en mantıklı, hem en zor dil durumunda iken,
Durum ki Türkçe Doğudan, Batıya
Afrika'dan, Avrupa'ya pekçok(pek çok) dili etkilemiş
Ve pekçok dile sözcük vermiştir
Yani Türk dil kurumu'nun bile 'Yabancı sözcük' sandığı pekçok sözcük
Gerçekte ya Türkçedir ya Türkçe kökenlidir ki bu konuda internette
Pekçok yazı yayınladım, pekçok örnek verdim,
Bu sözcüklerden biri de 'Can', biri de 'Cenaze'dir
Türk dil kurumu diyor ki 'Can sözcüğü Farsça'dır
'Cenaze sözcüğü Arabçadır'
Türk dil kurumu'nun dil, ve Türkçe konusundaki cehalet durumu burada da görülmekte
Çünkü Türk dil kurumu anlamıyor ki 'Cenaze'nin 'Cen'i gerçekte 'Can'dır
Yani bu durumda sormak gerekir: 'Nasıl oluyor da can sözcüğü Farsça iken
Can sözcüğünden türeme cenaze sözcüğü Arabça oluyor?'
Ya da 'Nasıl oluyor da cenaze sözcüğü Arabça iken, cenaze sözcüğünün kökeni olan
Can sözcüğü Farsça oluyor?',
Savım ki
'Can' sözcüğü Farsça değildir, Türkçe kökenlidir
Ve Türkçede 'Can' anlamına gelen 'Ce' sözcüğünde türetilmiştir
Örnek ki Ege bölgesi'nin bazı yerlerinde Ahmet'e 'Ahmetc(ç)e'
Mehmet'e 'Mehmetc(ç)e' denilir
Buradaki 'ce/çe' gerçekte 'Can' demektir
Yani 'Ahmetce' demek 'Ahmet can', 'Mehmetce' demek 'Mehmet can' demektir
'Ce' sözcüğünün de, son ek olarak kullanılmasının da 'Can' anlamına gelmesi durumu
'Bence, sence, onca, kimce, sizce, bizce' gibi örneklerde de görülmekte
Bu sözcüklerdeki son ek olan 'ce' gerçekte 'Can' demektir,
Gelelim 'Cenaze' sözcüğüne
Savım ki bu sözcük de hem Türkçe sözcük olan 'Ce'den
Hem de Türk dil kurumu'nun Farsça sözcük dediği 'Azat/Azad' sözcüğünden türetilmiştir
Ve anlamı da 'Can azad' yani 'Can serbest' yani 'Can çıkmış, gitmiş' anlamı içerir
Yani bu durumda, 'Azad' sözcüğünü Farsça varsaysak bile 'Cenaze' sözcüğü Arabça değil
Türkçe ve Farsça karışımı bir sözcük olur
Ancak savım ki 'Azad/Azat' sözcüğü Farsça değil Türkçedir
'Az' sözcüğünden türetilmiştir, ve 'Azaltmak' anlamı içerir
Örnek ki 'Kuşu azad et' demek, 'Kuşun sendeki varlığını azalt' demektir,
Bu durumda açık ki 'Cehalet' sözcüğü de, 'Cahil' sözcüğü de 'Can' anlamına gelen
Türkçe 'Ce' sözcüğünden üretilmiştir.
Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 5.12.22/04.11
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.